21 Şubat 2013 Perşembe

Beni Seç (Kitap Kapakları)










Bunlar da Beni Seç'in -The Selection- diğer novellerinin kapağı, sizlerlede paylaşmak istedim...

Ölümün Hizmetkarları 1- Ölümcül Merhamet (His Fair Assassin 1- Grave Mercy) / Robin Lafevers

  Hey DEX, sen bizi iflas ettireceksin!... Beni sürekli kitap almaya zorlayan, daha okunmamış kitaplarım olmasına karşın yeni ve merak uyandıran kitaplar çıkartmaya usanmayan yayınevine sesleniyorum. Gerçekten rafta gördüğümde içimde alma isteğini uyandıran bu kitabı da kitaplığımın en güzel köşelerinden birine yerleştirdim (okuduktan sonra tabiki). Kitabın içeriği bana başlar başlamaz tanıdık geldi, Cam Şato'ya benzettim. Özellikle suikastçi gibi yetiştirilmesi. Ve kitabı sevdim! Tanıtımı da oldukça güzel. Ismae ölümün kızıdır, annesi hamileyken onu düşürmeye çalışır ama olmaz. İçtiği iksir yüzünden Ismae'nin sırtında bir yara izi oluşur. Üvey babası onu istemez ve evlendirir. Ne trajiktir ki evlendiği adam yara izini görür ve kusurlu saydığı kızı döver, manastıra götüren rahip tarafından kurtarılır. Hiç sevmediğim kişilik tipi, kendini beğenmiş adam böyle bir kıza zarar verilir mi? Zaten hayatı berbat. Her neyse...Yani manastır diyince aklınıza hemen uzak doğulu, dinginliğin ve huzurun beşiği gibi bir yer gözünüzün önüne getirmeyin, burada herkes ninja gibi. Onun gibi birçok kızın toplanıp, eğitildiği bir yer. Eninde sonunda Ismae'de suikastçi olur. Bir kadın karakter olarak hiç de aciz değil. Bu yönden kitabı sevdim zaten. görev olarak Breton sarayına gönderilir, burada bilip bilmediğiniz her türlü entrika, yalan, riya aklınıza gelebilir. iyi şeyler yok mu diyeceksiniz? Tabiki var. Mesela kraliçenin gayrimeşru erkek kardeşi Duval var. Zaten aralarında bir şeyler oluyor dememe gerek yoktur. Duval ve adamları arasındaki diyaloglar çok da eğlenceli. Biliyorsunuz ben puan vermem ama başından beri dediğim gibi mutlaka okuyun. Pişman olmayacaksınız, kitaplıkfareleri...

20 Şubat 2013 Çarşamba

Neferet's Curse/ House of Night (Neferet'in Laneti - Gece Evi romanı)

 P.C. Cast ve Kristen Cast'ten seriye yeni bir kitap daha geliyor... Türkiye'de ne zaman çıkar bilinmez ama yakında yurtdışında satışa sunulacağını biliyoruz, hem de bu günlerde!

Uyumsuz (Divergent) / Veronica Roth


   Tek bir seçim hayatınızı değiştirse? Bu seçimde yaşınızın ve gençliğinizin hiçbir önemi yok. Beatrice'in de bir seçim yapması gerekiyordu.Kitabın arka kapağında belirtildiği gibi '' tek bir seçim arkadaşlarınızı, inançlarınızı ve sadakatinizi şekillendirir, sonsuza kadar.'' Belki de bu benim kitabı okumam için tetikleyici olmuş sayabilirim. Her neyse konuya geri dönmek gerekirse Beatrice Prior'un yaşadığı Chicago'sunda toplum, her yıl 16 yaşına girmiş olanlara bir seçim hakkı sunuyor. Ve bu erdemi yaşatmaya çalışıyorlar ve her nedense beş topluluğa bölünmüş (Dürüstlük,Fedakarlık,Cesurluk,Dostluk ve Bilgelik). Ve siz 16 yaşınıza geldiğinizde yıllarca yaşadığınız toplum yerine bir başka topluluğu seçip her şeyi en baştan kurmaya çalışıyorsunuz. Beatrice içinde durum çok zorlu, hem ailesini istiyor hem de simülasyonda karşısına hangi topluluğun çıkacağını bilmiyor.

    Tabiki son seçim yine onun. Ama babasını yüzüstü bırakmak da istemiyor, ki bu tam fedakarların düşünebileceği bir şey. Bu arada o ve ailesi Fedakarlar topluluğunun bir üyesi ve en seçkinlerinden. Tam buraya kadar bir sorun yok, Beatrice'in gitgelleri ve ne yapmak istedikleri dışında... O her topluluğun ne kadar özel olduğunu biliyor ama içinde Cesurluk'tan bir parçada var. Onların delicesine yaptıkları tehlikeli ve sınır tanımayan davranışları Beatrice'i büyülüyor, çünkü Fedakarlık'ta asla böyle şeylere izin verilmez, onlar kurallara uyan, önce başkalarını düşünen bir anlayışa sahip ve bunun bazen ne kadar sıkıcı olduğunu düşünüyor.

  Beatrice'in seçim yapması gereken o gün geliyor, simülasyona alınıyor. Ama o herhangi bir topluluğa uygun hiçbir hareketi yapmıyor, aksine simülasyonu tamamen değiştiriyor. Böylece aklı daha da çok karışıyor ve simülasyonda onu izleyen kadın adını vermiyorum kitabı okuyunnn..Ona bundan kimseye bahsetmemesini diyor, hemde hiç kimseye.Topluluğu seçeceği gün gelir ve kimsenin tahmin edemediği, o ufak tefek kız Cesurluk'u seçiyor. İşte olaylar burada başlıyor...Herkesin küçük ve zayıf gördüğü kızın aslında neleri başardığına tanık oluyoruz. Ama kitapta beni mavi gözleriyle büyüleyen Four'u unutmamalıyız. İlgisiz ve önemsiz gibi gördüğü kızı nasıl sevdiğini göreceğiz. Kitapta en sevdiğim özelliklerden biri de buydu diğer kitaplar gibi hemen önünüze bir yem atılmıyor, zamanla su yüzüne çıkartıyor yazar olayları. Yani ben kitabı meraktan mı yoksa, akıcı olduğu için mi bitirdim bilinmez. Hiçbir kitaba puan vermek bana düşmez... Ama bu noveli sevdim, fantastik kitapları zaten severim.
   
           Genç yazarımız Veronica'yı tebrik ederim. Four'u nasıl benimsediğimi tahmin bile edemez, umarım Artemis ikinci kitabını da en yakın zaman da çıkartır, bir Türkçe edisyonunu okuyalım derim. Spoiler içerir dememe gerek yok, değil mi?

Beni Seç (Silinmiş Sahneler)

AMERİCA VE BAYAN LEGER ( BÖLÜM 7 )
(Bu sahne America’nın gitmeden önce kıyafetlerinin üzerine olması için herkesin çalıştığı prova sahnesi. Kısa bir anda olsa adı geçen , yardımcısı Mitsy’de sahneye dahil. )Etrafta fazlasıyla huzursuzluk ve yargara vardı. On dakika sonra elinde sepeti ile Bayan Leger içeriye girdi. Çalışma boyunca gözleri yaşlıydı bu yüzden bitirmek umduğumuzdan daha fazlazaman aldı. Ve o ağladığı zaman , ben ağlamaya başlıyordum. Ban ağladığım zamanda,annem ağlıyordu. Hatta Mitsy bile biraz ağladı ta ki durumun elden çıkmak üzere olduğunufark edene kadar.‘’ Bayan Singer , sizinle ailenizin güvenliği için konuşmamız gerek. Diğer iki genç çocuğunuznerede acaba?’’ Böyle diyerek diğer kardeşlerimi bulmak üzere ayrıldılar ve beni BayanLeger ile bıraktılar.‘’ Seninle gurur duyuyorum , America. Senin büyüyüp , güzelleşip böyle bir leydi olmanıizledim. Kraliçe olacağın zamanda gurur duyacağım.’’‘’ Ah kesin artık. Kraliçe filan olmayacağım. Sadece görevimi yapıp , geri , size döneceğim.Eminim Noel’den önce evde olurum. Ve her zaman ki gibi iki sonra parti verir , şu aptaloyunlarımızdan oynarız. Ve ben her zamanki gibi olacağım.’’ Ondan daha çok kendimi iknaetmeye çalışıyordum.Dikişlerden kurtulmak biraz zamanımı almıştı fakat başardım. Çıktıktan sonra eski pantolonumu giydim.‘’ Bugün geç saate halledip , geri getiririm. Kolay iş. ‘’ Gülümsedi. Gözyaşları düştüdüşecekti fakat ağlamıyordu. ‘’ Sana bir sır verebilir miyim, America ?’’‘’ Elbette , her şeyi söyleyebilirsin.’’ Dudaklarım titremeye başlamıştı , üzerimdeki bütünhaftanın yükünü hissediyordum.Elimi eline aldı ve yaklaştı. Kendi annemle bile yaşamadığımız bir şeyi paylaştığımızıdüşünmeye başlamıştım.‘’ Senin adına en az kendi kızım adına sevineceğim kadar seviniyorum.Fakat biraz üzgünümçünkü hep günün birinde sana kızım diyeceğimi düşünüyordum. Kraliçelik için olsa bilesende vazgeçmek kolay değil.’’Biliyordu!‘’Nasıl? Ne zamandır?’’ dedim.‘’ Sen sır saklamada ondan daha iyiysin. O kendine engel olmadan hep senin hakkındakonuşuyordu. Ve kuşkulanmaya başlamıştım fakat şüphelerim senin seçilmenle son buldu.’’‘’ Öyleydik.’’ dedim iç çekerek.‘’ Görüyorum. Onun seni yüz üstü bırakmadığını bildiğime göre biraz daha rahatladım.Beklemek için cesareti olmadığını öğrenmek iyi olmazdı.’’‘’ Sana söylemek istemiştim , çok fazla...fakat.’’‘’ Hayır , tatlım. Duyabilirler. Önemli değil. Sadece seni sevdiğimi ve seninle gurur duyduğumu bilmeni istiyorum. Yapman gerekeni yapmalısın ve kendine , ailene bakmalısın.’’‘’ America.’’ Annem çağırdı.‘’ Geliyorum.’’ Diye bağırdım ve Bayan Leger’a baktım. ‘’ Teşekkürler. Her şey için.’’Başını salladı ve yoluna doğru gitti.
AMERİCA VE PRENS MAXON (BÖLÜM 14)
( America , gelecekte eşinin ona ne demesini istediği ile ilgili şaka yapar fakat Maxon onacevap vermez. Maxon’ı tanıdıkça buna izin vermeyeceğini anlar. Maxon’ın sadece bir hobisiolmasına izin verildiğini görür. O geleceğin kralı olarak çok fazla baskı altındadır. Bu sahneyikesmek zorunda kaldım çünkü onu ve ailesini tanıdıkça bu bölümlerin değişeceğini biliyordum.)‘’Senin ailen nasıl?‘’ Asıl ,
 senin
ailen nasıl?’’ dedim.‘’Benim ailemi biliyorsun.’’‘’ Hayır , bilmiyorum. Toplumdaki imajlarını biliyorum sadece. Nasıl insanlar?’’ Kolunuçektim ki kocaman kollara sahip olduğunu göz önünde bulundurursak bu oldukça zor olmuştu. Takım elbesinin altından bile güçlü , kaslı kollarını hissedebiliyordum. Maxon iççekti ama onu sıkmadığımı biliyordum. Israrcı birisinin onunla olmasından hoşlanıyor gibiydi. Hiç bir kardeş olmadan bu gibi bir yerde büyümek üzücü olmalıydı.‘’ Annem , bu dünya üzerinde yürümüş en harika insan olmalı. Çok iyi , cömert ve yumuşak kalpli bir kadındır. Ona pek çok yönden hayranım. Bazı krizleri çözmek konusunda da iyidir ve babamı nasıl sakinleştireceğini bilir. Çok sakin bir kişiliği var. Her zaman kendimhakkında iyi düşünmemi sağlar. Bugünkü kişiliğimi tamamen ona borçluyum.Sesinden ne kadar hayran olduğu okunuyordu. Bende ailemi seviyormu fakat ikisinede buderece saygı duyduğumu söyleyemezdim.‘’ Babam ise tam bir iş koliktir. Ülkemizi çok seviyor ve işleri düzene sokabilmek için çok çalışıyor. Bu yüzden çoğu zamanını bunu konuşup , planlamakla geçirir. En son ne zamantatil yapıp , benim ve annemle zaman geçirdiğini hatırlamıyorum.’’Gözleri bir şey arıyormuş ya da hatırlamaya çalışıyormuş gibi dalgındı. Sanırım en sonüçünün birlikte geçirdiği zamanı yakalamaya çalışıyordu.‘’ Üzüldüm , Maxon.’’ Adını söylediğimde gülümsedi. O zaman ona aslında ‘Majesteleri.’’Demem gerektiğini hatırladım. Hay aksi!‘’ Önemli değil , artık bu yaşta olduğum için daha fazla zaman geçirebiliyoruz. Banaöretiyor , liderlik etmeye hazırlıyor. Umarım onu yüz üstü bırakmam. Umarım hiç kimseyiyüz üstü bırakmam. ‘’ Bir an sessiz kaldı. ‘’ Sana bir şey söyleyebilir miyim?’’‘’ Elbette, her şeyi.’’ Dedim içten bir şekilde.‘’ Bu bazen çok fazla geliyor. Çok fazla baskı var. Kendime bir hayat inşa etmeye çalışırken bir anda eş seçmek zorunda kalıyorum. Hem genç bir leydiyi , hem bir ülkeyi yönetmek zorunda. Bu biraz korkutucu. ‘’‘’ Hangisi daha korkutucu ; eş mi , ülke mi?’’ dedim gülerek. Maxon’da güldü.‘’ Hiç değilse ülkeyi yönetirken yardım alabileceğim ama eşimi kendim seçmek zorundayım.’’ Yuvarlak gözleri hummalı bir bakışla gölgelendi.‘’ Yardım ister misin? Ben kızlarla senden daha fazla zaman geçirdim.’’‘’ Ha! Eminim geçirmişizsindir. O zaman tamam , bana kullanabileceğim bir şey söyle.’’Kimse duymasın diye etrafıma baktım. Etraf kararmıştı ve bekçiler uzaktaydılar. Fakat hepsisanki bir şey olmasını bekliyormuş gibi tedirgindiler. Görünüşe göre kuralları kırıyorduk ki bu beni mutlu etti. Maxon’ın kulağına doğru eğildim.Geçen hafta ona bu kadar yakın olmak beni kızdırırdı.‘’ Celeste ve Bariel’den uzak durmalısın. İkiside çok güzel, biliyorum fakat senden çok peşinetakıldıkları taçı önemsiyorlar. Dikkatli ol!’’‘’ Celeste mi? Gerçekten. Bana iyi biri gibi görünmüştü.’’‘’ Elbette öyle görünecek. Taçı gerçekten istiyor. Ama onu diğer kızlarla konuşurken gördüm.Güven bana , göründüğünden daha kötü birisi o. Sadece bir kaç gün oldu , şimdilik idareediyor gibi. Ama onu gibi zehirli bir kişilik ... bunu sonsuza kadar saklayamaz.’’‘’ Eğer onun kalmasına izin verirsem , bana darılır mısın?’’ Gergin görünüyordu. Onugerçekten tanımadan gitmesine izin vermek istemiyordu.Sesinden ne kadar hayran olduğu okunuyordu. Bende ailemi seviyormu fakat ikisinede buderece saygı duyduğumu söyleyemezdim.‘’ Babam ise tam bir iş koliktir. Ülkemizi çok seviyor ve işleri düzene sokabilmek için çok çalışıyor. Bu yüzden çoğu zamanını bunu konuşup , planlamakla geçirir. En son ne zamantatil yapıp , benim ve annemle zaman geçirdiğini hatırlamıyorum.’’Gözleri bir şey arıyormuş ya da hatırlamaya çalışıyormuş gibi dalgındı. Sanırım en sonüçünün birlikte geçirdiği zamanı yakalamaya çalışıyordu.‘’ Üzüldüm , Maxon.’’ Adını söylediğimde gülümsedi. O zaman ona aslında ‘Majesteleri.’’Demem gerektiğini hatırladım. Hay aksi!‘’ Önemli değil , artık bu yaşta olduğum için daha fazla zaman geçirebiliyoruz. Banaöretiyor , liderlik etmeye hazırlıyor. Umarım onu yüz üstü bırakmam. Umarım hiç kimseyiyüz üstü bırakmam. ‘’ Bir an sessiz kaldı. ‘’ Sana bir şey söyleyebilir miyim?’’‘’ Elbette, her şeyi.’’ Dedim içten bir şekilde.‘’ Bu bazen çok fazla geliyor. Çok fazla baskı var. Kendime bir hayat inşa etmeye çalışırken bir anda eş seçmek zorunda kalıyorum. Hem genç bir leydiyi , hem bir ülkeyi yönetmek zorunda. Bu biraz korkutucu. ‘’‘’ Hangisi daha korkutucu ; eş mi , ülke mi?’’ dedim gülerek. Maxon’da güldü.‘’ Hiç değilse ülkeyi yönetirken yardım alabileceğim ama eşimi kendim seçmek zorundayım.’’ Yuvarlak gözleri hummalı bir bakışla gölgelendi.‘’ Yardım ister misin? Ben kızlarla senden daha fazla zaman geçirdim.’’‘’ Ha! Eminim geçirmişizsindir. O zaman tamam , bana kullanabileceğim bir şey söyle.’’Kimse duymasın diye etrafıma baktım. Etraf kararmıştı ve bekçiler uzaktaydılar. Fakat hepsisanki bir şey olmasını bekliyormuş gibi tedirgindiler. Görünüşe göre kuralları kırıyorduk ki bu beni mutlu etti. Maxon’ın kulağına doğru eğildim.Geçen hafta ona bu kadar yakın olmak beni kızdırırdı.‘’ Celeste ve Bariel’den uzak durmalısın. İkiside çok güzel, biliyorum fakat senden çok peşinetakıldıkları taçı önemsiyorlar. Dikkatli ol!’’‘’ Celeste mi? Gerçekten. Bana iyi biri gibi görünmüştü.’’‘’ Elbette öyle görünecek. Taçı gerçekten istiyor. Ama onu diğer kızlarla konuşurken gördüm.Güven bana , göründüğünden daha kötü birisi o. Sadece bir kaç gün oldu , şimdilik idareediyor gibi. Ama onu gibi zehirli bir kişilik ... bunu sonsuza kadar saklayamaz.’’‘’ Eğer onun kalmasına izin verirsem , bana darılır mısın?’’ Gergin görünüyordu. Onugerçekten tanımadan gitmesine izin vermek istemiyordu.‘’ Hiç dikkatini vermiyor musun?’’ dedim. ‘’ Burada Amy var.’’‘’Ah. Bana biraz zaman tanı. Burada benden bir tane var , siz ise kalabalıksınız.’’ Karanlık olduğu için kızarıp kızarmadığını göremedim ama utanmış gibi gözükmüyordu.‘’Ben herkesin ismini biliyorum.’’‘’ Elbette biliyorsun. Pekala , ya Mer’e ne dersin?’’Yumruk yemişim gibi oldum. Sanki ağaç evde aldığım ‘Hayır’ cevabında olduğu gibi. Sankifiziksel bir yumruk mideme indirilmişti.‘’ Hayır. O olmaz.’’ Sesim soğuk ve boş çıktı‘’Ne oldu? Sorun ne?’’ Endişeli görünüyordu. Kendi yarışması zaten omuzlarına bir yükken benimde derdine dert eklemeye niyetim yoktu.Fakat Maxon bana karşı dürüsttü. Bende buna karşılık verdim.‘’
O bana öyle seslenirdi. Lütfen deme.’’‘’ Ah , üzgümüm. Elbette demem. Söz.’’Orada öylece durduk. İkimizde garip bir seslik içindeydik. Maxon eğlenceli olmayaçalışıyordu ve bilmediği bir noktaya basmıştı. Yine burada ne yaptığımı sordum kendime. Oda kendine aynı şeyi soruyor gibiydi.Yapması gereken o kadar işi vardı. Dikkatini vermesi gereken benden başka kızlar. Artık zamanını benimle harcamamalıydı. Yemeğe gitmeyip , benim hakkımda bir şeyler öğrendiğiiçin hayal kırıklığına uğrayan kızları düşündüm. Bu seçimi umursamayan tek kız hakkında bir şeyler öğreniyordu.‘’ Biliyor musun? Belkide herkes tatlıya geçmişken gidip kendini göstermelisin. Bence bunaçok sevinirler. ‘’İç çekti. Geceye son verdiğimin farkındaydı. ‘’ Sanırım haklısın. Bu gece bana eşlik ettiğiniçin çok teşekkür ederim.’’Baş eğdi.Bende diz kırıp , gözlerine bakmadan konuştum. ‘’ Majesteleri.’’Kalktım ve bir kaç adım gittim.‘’ America.’’ dediDurdup yarıya yarıya döndüm. Onun nazikliğini zorladığımı ve eve gitmek üzere olduğumudüşünüyordum.‘’ Sadece Maxon. Eğer istersen.’’ dediGülümsedim. Hala onun arkadaşlığına sahip olduğumu görünce sevinmiştim.‘’ İyi geceler , Maxon.’’ dedim odama giderken.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Melez (Melez Sözleşmeleri) / Jennifer L. Armentrout

    Şu sıralar çok popüler olan bir Jennifer Lynn novel'i olan Melez gerçekten mükemmel... Gerçi bazı yerlerde canınızı sıkan şeyler ya da hadi be dediğiniz yerler olmuyor da değil. Ana karakterimiz Alex (Alexandria), annesinin değişiyle Lexie, onun bakış açısıyla anlatılıyor olaylar.Alex bir melez anlaşıldığı üzere, yani babası insan, annesi safkan. Zannetmeyin ki melez olmak mükemmel, hayır bu olayları berbat etmekten başka bir işe yaramıyor. Alex için işleri zora sokan diğer bir olay ise safkan aşkı Aiden... Ve önemli bir kural: Safkanlarla melezler birlikte olamazlar. Yani melezseniz ya avcı olur demon avlarsınız ya da köle. Yanlış duymadınız, kurallara uymayan ve okulda başarı gösteremeyen melezler safkanların hizmetine girer ve içtikleri iksir yüzünden sadece verilen görevleri yapan robot oluyor. İnanın Alex köle olacak biri değil, bunu kesinlikle reddediyor.
   
   Yani hematoi ırkı her şeyden fazlasıyla yararlanırken, bir melez için özel hayat bile imkansız. Alex ve annesi yaşadıkları güvenli yeri terkedip, iblislerle dolu çevreye girdiklerinde işler daha da sarpa sarıyor. Bir süredir yaşadıkları binadaki iblisler hem annesini öldürüyor hem de Alex'in ısırılmasına neden oluyor ve bu çok acı verici onun için. Sağolsun Aiden yine yanında bitiveriyor..(Göz devirme) yani paçayı kurtarıyor.Alex'in tekrar okul günleri başlar, oldukça geridir. Aiden onun sorumluluğunu üstlenip, yeniden formuna dönmesine yardım eder. Ancak ateşle barut misali Alex, Aiden'a olan duygularını kontrol edemez, Aiden'da bu çekime karşı koyamaz. Yani bu kızın hiç aklı yok mu? diyeceksiniz, çok da haklısınız bütün geleceğini hiç bir zaman birlikte olamayacağı bir kişi için nasıl yakmak istediğini düşüneceksiniz. Ki o normal bir melez değil. O bir apollon. Yani safkanlardan bile güçlü 5. elementi tek kullanabilecek olan kişi. Ama... Bir bomba daha apollonlar bir kişi olması gerekirken tarih tekerrür edecek ve İlk'le tanışacak çünkü Alex ikinci apollon veee... Seth serseri havası ve ukalalığıyla beni kendine bağladı. Saçları ve gözleriyle hiçbir alakası yok!... Yani kitaplarda genelde bu tarz kişilikleri severim, Daemon gibi ve daha birçok eğlenceli karakteri. Annesinin aslında ölmemesi ve iblise dönüşmesi gibi olaylar çok akıllı Lexie'nin başını bin bir türlü belaya sokacak. Üstelik geleceğin apolyonu ve başında Seth denen bir bela var. :)

   ''Ne düşünüyorsun?''
    Düşüncelerimden sıyrıldım, başımı eğip ona baktım.''Önümüzdeki yedi ay senin için gerçekten berbat geçecek.''
   Seth başını arkaya attı ve güldü. ''Ya, ben bundan emin değilim. Bunun -bu şeyin- yararları da var.''
   Kollarımı kavuşturarak tekrar oturdum. ''Nasıl yani?''
   Gülümsedi.
   ''Ne geçiyor aklından?''
    ''Bütün bu konuşmayı birbirimizi aşağılamadan yaptığımızı. Bir de bakmışsın ki beni arkadaşın olarak görmeye başlamışsın bile.''
    ''Ağır ol, Seth. Ağır ol.''


   Kitapta anlattıklarımdan fazlası olduğunu unutmayın ve vampir, kurt adam, peri ve bilmem daha neleri var bilmiyorum ama bence Yunan mitolojisine başka bir açıdan bakıp bir kereliğine melez olun, bırakın sizi Jennifer L.'nin anlatımı sarıp sarmalasın. Ama zannetmeyin Alex akıllanıyor,  Safkan'da aynı tempoyla devam ediyor. Sizi kitap sıkmıyor aksine sayfalarda kayboluyorsunuz. Bu güzel kitap en atik ve adrenalini bol yayınevi DEX'ten. Okuyun, okutun. Sevgilerimle, kitaplikfaresi...

15 Şubat 2013 Cuma

Warm Bodies / Sıcak Bedenler (Film) - Isaac Marion

Yurtdışında 1 Şubat'ta gösterime giren Warm Bodies/Sıcak Bedenler'in Türkiye gösterim tarihi 5 Nisan olarak belirlenmiş.  Benim favorilerimin arasında olan Warm Bodies'in filmini kaçırmamanızı öneriyorum. (Fazla hassas olmayanlara.)

10 Şubat 2013 Pazar

9 Şubat 2013 Cumartesi

Cam Şato / Sarah J. Maas

Savaşmadan özgür olamazsın.

Karşınızda Suikastçılar Kraliçesi Celaena Sardothien.
Güzel. Ölümcül. Efsanevi.

Celaena ömür boyu hapse mahkûm edilmişti. Oysa o, eğitimli bir suikastçıydı, benzerlerinin en iyisiydi ama bir hata yapmış ve yakalanmıştı.

Genç yüzbaşı Westfall ona bir teklifle geldi.

Celaena, kraliyetin en yetenekli hırsızları, savaşçıları ve suikastçılarıyla katılacağı ölümüne bir yarışmada veliaht Prens Dorian’ı temsil edecek.

Yarışmayı kazanırsa kralı korumaya ve sonrasında özgür bırakılmaya hak kazanacak.

Ama önce bir biri ardına ortaya çıkan cinayetlerin katilini bulmalı ve hayal bile edemeyeceği bir geleceğe hazırlanmalı.

5 Şubat 2013 Salı

Beni Seç / Kiera Cass

Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var:

SEÇİM. Kıyasıya bir mücadeleyle geçen Seçimi kazanmanın tek yolu Prens Maxon'ı kendine âşık etmek.

America içinse Seçim, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen'i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?
 

"Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında bir yerde duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, America'nın gizli, ilk aşkının külleri sönerken America ve Prens Maxon arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz."
Publishers Weekly

"Kiera Cassin ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi."
Kiersten White, Paranormal
   İçinde bir yerlerde balolar, romantik duygular ve yakışıklı bir prens bulma ümidi taşıyan herkese önerimdir. Ancak prensinizi dişi kurtlardan korumak zorunda kalırsanız? Her şeyin düzelmesi buna bağlıysa? Kitabın kapağı gibi adınında iddialı olduğu bu novelin bağımlısı olacağımıza benziyor. En atak yayınevi DEX'ten olması cabası. 14 Şubat gibi özel bir güne yakışır kalitede olmuş.  Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim Aspen ve kızlardan birini fena halde benzetmek istiyorum. Prens Maxon'ın gerçekten ilgi çekici ve hoş yönleri var.  Ama unutmamak gerek ki America herkesten farklı olduğunu kitabın başından sonuna kadar hissettirdi. Bilemiyorum ama şimdiden Maxon'ı sevdim. The Elite'i sabırsızlıkla bekliyorum. İyi okumalar ve DEX 'e Teşekkürler!