18 Mart 2013 Pazartesi

Sarışın Vampir No:1 (Thirst) - Christopher Pike

  
Tutkunu olacağınız ve soluksuz okuyacağınız yepyeni bir macera

Aşk, Tutku, Heyecan ve Gizem

Bir insanın bunların üçüne birden değil, sadece birine sahip olabileceğini anladım. Eğer birini seviyorsan korku ya da nefreti bilmezsin. Korktuğun zaman, sevgi ya da nefreti hissetmene imkân yok. Ve nefret ettiğindeyse, hayatında sadece nefret olur.

Beni döndürdü ve sert bir şekilde öptü. Kanımın onunkiyle karışmış tadını bir kez daha aldım. "Sonsuza kadar yaşamaya devam edeceğiz," diye yemin etti. "Sadece evet demen yeterli. Evet demek zorundasın." Duraksadı ve evime doğru baktı. Bir kez daha söylemesine gerek yoktu; anlamını biliyordum. Yenilmiştim.
"Evet."
Bana sarılarak, "Beni seviyor musun?" diye sordu.
"Evet."
"Yalan söylüyorsun ama önemli değil. Çünkü zamanla seveceksin. Beni sonsuza kadar seveceksin."
O gece zamanın tümü kaybolmuş, tüm sevgiler lekelenmişti.



Sayfa Sayısı: 584

Baskı Yılı: 2010


Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus
 
    Bu kitabın kapağını gördüğüm anda benim olmalı demiştim. Çünkü diğer vampir romanları gibi iç karartıcı gözükmüyordu. Hem bir arkadaşımın tavsiyesiydi, hemde vampir romanlarının içinde daha farklı bir konu işliyor olması tetikleyici bir rol oynamıştı. Evet, Sarışın Vampir nam-ı değer Thirst, tüm dünyada beğeniyle okunmuş bir kitap.YAY! Gerçekten adı çok olan ama en çok kullandığı ismi Alisa ya da vampir olmadan önce taa Hindistan'daki adı Sita, benim en favori vampirim oldu. İşte bu yüzden romanı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

   Alisa ya da Sita, ama ben genel olarak Sita diyorum, Dünya üzerindeki son vampirdir. Krişna'nın ona verdiği görev üzerine Yakşa tarafından vampire dönüştürülmüş herkesi yok etmiştir. Yakşa, Sita'yı vampire dönüştüren yegane şahıslarımızdan biridir. Aynı zamanda Sita'yla büyük bir geçmişide vardır. Bunu kitabı okuduğunuzda öğrenmenizi isterim, zira hayli şaşıracaksınız. Sita'nın tek işi Dünya üzerindeki son vampir olmakla sınırlı değil. Hem uzun hayatının, hemde büyük servetinin henüz 19 yaşında gibi görünen bir kızın nasıl sahip olacağı konusunu tırtıklayanların olması hayli olası bir durum. Ve bunu öğrenenlerin sonuda ölüm. Yine dedektif bir polisin dikkatinden kaçmayan bu büyük servet Sita'nın sorgulanmasıyla ortaya çıktı. Ancak dedektifin bilmediği şey; Sita'nın vampir oluşu. Ve kaçınılmaz son gerçekleşir, Sita dedektifi öldürür. Ama ardında sorular bırakarak ve.. oğlunu. Sita'nın çok dikkatini çeken Ray'e ulaşması uzun sürmez. Onu görmeden önce babasının bilgisayarındaki hakkında yürütülmüş bütün belgelerde olan aklı, Ray'le birlikte tamamen karıştı. Sorunlar bir çıktı mı asla bitmez. Sita'nın hayatı hep zor olmuştu, şimdi ise son vampir olmadığını ve Yakşa'nın hala yaşadığını öğrendiğinde tamamen değişir. Evet, belki Yakşa'nın yaşadığını öğrendiğinde biraz şaşırmıştı ama son vampir olup, Krişna'nın öğüdünü yerine getirmek gerekiyordu. Yoksa sonsuz lanet üzerlerine gelecekti.Yani ikisinden biri sonsuzluğa karışacaktı. Peki kim?

     Ama kim diye sizleri düşünmeye zorlayacak değilim. Zaten kitabın ana karakteri Sita olduğuna göre demek ki son vampir o olacak. Ama en karışık konu Sita'nın verdiği mücadele ve Ray. Yakşa'da Sita'yı bir zamanlar seviyordu ama konu Krişna olduğu için ve yapılması gereken bir görev olduğu düşünülürse Sita'yı öldürmeye mecburdu. Gerçi ilk saldıran o olmasaydı Sita ne yapardı, pek bilemiyorum. Hem zaten Yakşa'yı bile aşan olaylar türediğinden işler çığrından çıktı. Bu kitapta ölenlerin çeteresini tutmak mümkün değil. Ama bir çoğu Sita'nın derinden yaralanmasına neden olacak. Tabiki yaralancak kitapta aksiyonun dibine vuruyoruz ama sanırım kalbindeki yara pek geçecek gibi gözükmüyor. O her ne kadar Yakşa'ya karşı olsa da, vampire dönüştürdüğü için nefret etse de ona kalbinde bir yer ayırmayı başarmış. Zaten kitapta Sita, her zorluğu aşıyor fakat sevdikleri konusunda hep kaybeden taraf oluyor. Bilmiyorum ben okurken kendimi Sita gibi hissettim. Yani acılarını anlamak pek de zor olmadı.

       Çok beğenerek okudum, yani bir sabah elime aldım ve bir bakmışım ki akşama kalmadan bitmiş. Çok hızlı kitap okuyorum havası yaptığımdan değil, kitabın çok akıcı olduğunu vurgulamaktı asıl amacım. Christopher Pike, mükemmelin ötesinde bir yazar. Hint mitolojisine beni hayran bıraktı. Ve kitabı bitirdiğimde bu mitolojiyi araştırırken buldum kendimi. Yunan mitolojisi yerine farklı bir yaklaşım olmuş. PEGASUS Yayınevi'ne SONSUZ TEŞEKKÜRLER... Kitabın devamını bekliyorum!... Hani 4'ü olur, 5'i olur... Ve kitabın devamı için yayınevine duyurulur. :)


        

     

     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder