6 Mart 2013 Çarşamba

Sweet Evil (The Sweet Trilogy #1) by Wendy Higgins

                                                                                                             

          Genelde melek ve şeytan konulu romanları pek sevmem. Çünkü inandırıcı mı desem, yoksa bu iki grubu birbirine yakıştıramıyorum mu desem, bilemiyorum. Hala bu seriye başladığım için ikilemdeyim. Zira seriyi takip edecek iki kitap için şüphelerim var. Yani bir fiyasko olacak diye korkuyorum.

       Bu kadar ön yargı, beklenti ve karamsarlığı bırakalım. Zaten Anna'da bunlar bolca var (özellikle karamsarlık). Anna Whitt'le tanıştırayım sizleri: Kendisi onaltı yaşında, bazı tuhaflılarla dolu bir tipik lise öğrencisi. O'nun altıncı hissi doğuştan aşırı gelişmiş. İnsanların duygularını görebiliyor ve hissedebiliyor. Karamsar ve içine kapanık biri olduğu için tek arkadaşı Jay. İşte her şey normal görünüyor, hani bu tuhaflıkları saymazsak. Jay'in dinlemeyi sevdiği bir grubun konserinde benim dahil, Anna'nın dikkatini çeken bir çocuk çıkıveriyor: Kaiden Rowe. Mavi gözleri ve zıttı kahverengi saçlarıyla yeterince ilgi çekmiyormuş gibi, bir de gizemli ve tehlikeli bir tarafı da var. Kaiden grupta baterici, sadece ben ve Anna'nın değil, diğer kızları da etkilediği için sinir olmuyor değiliz. İşte bu sebepten dolayı kızların tuvaletteki konuşmalarına maydanoz olan Anna, Kaiden'ın hakkında yalan söyleyiveriyor. Daha sonra Kaiden'la sahne arkasında karşılaşan Anna, onun garip soruları karşısında oldukça bunalıyor ve güç bir duruma düşüyor. Yine farklı bir şeyler öğreniyor; kokuları ve sesleri de çok iyi duyabiliyor. Demiştim bu kızın altıncı hissi dışına vurmuş.

      Melek ve şeytan bunun neresinde derseniz, Anna, bir nephilim. Yani o melek de değil, tam olarak şeytan da.Onun soyu yeryüzüne düşmüş olan meleklerden geliyor. Annesi doğumda ölmüş, babası ise hapishanede. Genelde anneleri melek, babaları şeytan olan bu çocuklar (sonları hayır olsun) annelerini doğumda kaybediyorlar. İşte fark da burada Anna'nın annesinin melek oluşu. bu onu diğer nephilimlerden ayırıyor. Diyeceksiniz ki bu kızın yarı şeytan olması gerekmez mi? Haklısınız da, Anna nihai iyi bir kız. onun melek tarafı her zaman kötü tarafı dengelemiş. Ama bu onaltı yaşında bir keramet var, hatırlayacağınız üzere The Secret Circle'da da bu muhabbet dönüyordu. Kısacası Anna, mirasını keşfediyor ve Kaiden Rowe onun iradesini test ediyor. Çünkü onun babası Şehvet Dükü. İnsanların kötü şeyler yapması için kışkırtan taraf ve insanların vücutlarınıda ele geçirebiliyor. Ama melekler burada devreye giriyor, koruyucu melekler insanların doğru kararı verebilmesi çin direnen ve teşvik eden tarafı oynuyor. Yani Kaiden'da bir nephilim. Anna'nın nephilim olup olmadığı konusunda ön ayak olan Kaiden'ın ne yapacağı belli olmaz. Anna'nın doğumunu bile hatırlaması çok ilginç bir detay ve şeytani çocuğumuzun önerdiği Patti'yle konuştuktan sonra öğrendi zaten o ilginç mirası.

       Kitabı beğendim ama Anna'nın karamsarlığı çok fazla. Sıkmıyor ama yinede sinir bozucu. Gerçi kim böyle bir soydan geldiğini öğrense herhalde olacağı durum bu. Bir de tuhaflıkları konusu var. Ama Kaiden'ın umursamazlığı, alaycılığı, çekiciliği kitapta oldukça büyük bir yer edinmiş.Aralarındaki ilişkiyi tarif etmekte oldukça güç. Kitapta öyle bir yerde bitiyor ki, siz boşlukta kalıyorsunuz. Ve ikinci kitap için heyecanlanıyorum! Bilmiyorum ama beğendim.Umarım sizlerde beğenirsiniz, gerçi bizler böyle karakterleri seviyoruz. Ve Goodreads puanı 4,23.

                                                                                    
     

2 yorum:

  1. Bazi yerlerde kitabin turkcesinin yayimlanmadigi soyleniyor bende kitabin ismini lux serisinin en son cikan kitabinda yani kokende gordum biraz arastirdim ama satin alabileceğim bir yer bulamadim turkcesi var sanirim ve nerden bulabilecegim konusunda yardimci olabilir misiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın Türkçesi yok yani henüz yayın hakları satın alınmadı. Orjinal edisyonlu okumak istiyorsan amazon veya goodreads gibi sitelerden e-book şeklinde temin edebilirsin ancak. Ama ben yakın zamanda Türkiye'de de çıkacağını düşünüyorum. Bende e-book şeklinde okudum, eğer ingilizce olmasını sorun ediyorsan bir dene derim.. Buradan yayınevlerine çağrı Bu kitabı acil yayınlayın, zira çok eğlenceli bir roman.. :) âybike ben yinede araştırıp sana buradan ulaştırım, umarım :)

      Sil